>br<
İlgili aramalar: amatör - grup Ötüken Özmen marşı -  grup -  otuken -  ulku -  mhp -  ulkucu -  ozmen -  mars
İlgili aramalar: amatör - zafer İşleyen - partimiz mhp -  mhp -  veli -  zafer
TÜRKÖZÜ OCAK - Blogcu



  • Arkadaşlarım

  • Bağlantılarım

Ocak

12/11/2008 ·

        
                   
            



                                        


Orda bir OCAK Var uzakta degil



Değerli gençler, hepiniz birer bayraksınız. Bayrağa leke sürdürmeyin. Bayrağı yere düşürmeyin. Hepiniz tertemiz, pırıl pırıl, kalbi Allah sevgisi dolu olan, vatan ve millet aşkıyla yanan, dinini ve devletini canı kadar seven sizsiniz. Sizin içinizdeki bu duygular, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayacak kadar değerli bir cevherdir. Bu cevherin kıymetini bilin ve bu cevheri koruyun.

Ey Türk gençleri! Etrafınızda olup bitenlere bir bakın Neler oluyor? Cennet vatanımızda kimler senin üzerine oyun oynuyor? Kimler bu vatanı bölüp parçalamaya çalışıyor? Ve kimler bu vatanın bölünmemesi için canını vermeye hazır? Bütün Türk gençliğinin bu vatan için canını vereceğine hiç, kesinlikle şüphem yok.

Sanki Kürsad ile beraber Çin sarayını basmaya giderken tatlı candan geçenlerden birisi de oydu...Sanki "Su leş sürüsüne haddini kim bildirecek?" denilince kılıç sakırdatıp herkesten evvel önce çıkan er kendisiydi...Sabahlara dek kandil ışıgında eser yazan da, kavurucu güneş altında tarla süren de idi sanki..."Disiplin" der, "fedakarlik" der, "kahramanlık", "alimlik", "çaliskanlik" der, fakat bulduğu bir gölgelikte serin rüyalar görür.
Kafa tutar, kendini düşünür; korkaktır, cahildir, tembeldir.
"Ocak çalışmıyor arkadaş!"
"Öyle mi! Söyle hele, Ocağın ne yapmasi lâzım?"


"Ne bileyim..."
"Gençler Ocak'ta boş boş oturuyor!"
"De bakalim, Ocağa gidiyor musun?"
"Valla iş güç..."

Bazi tosunlar Ülkü Ocakları'nın adresini bilmezken, Ocaklar hakkında rapor düzenlemeyi çok iyi biliyor. Tenkit konusunda maharetliler, ancak "Gel şu isin bir ucundan tutuver" denilince de ipe un seriyorlar... "Yüke gelince kuşum, uçmaya gelince deveyim" diyen bu tipleri ne kadar sevmiyorsak; "Ínandigim davamın selameti için ne emrediliyorsa yaparım" diyenlere de o kadar hayraniz... Bize göre Ocakların temel vazifesi, önce gençler olmak üzere bütün insanlarımızı "üstün ahlâk sahibi" yapmaktir... Üstün ahlâk sahibi olmak için Kur'an-i Kerim, Hadis, Fıkıh, Íslâm ve Türk Tarihi, Edebiyat gibi hususlarda egitim görmek gerekir. Bu egitimin neticesinde sağlanan bilgi pratige dönüsecektir. Bunun ilk mektebi ocaklardir.

Ocakları insanlar idare eder.
Ínsanlar beşerdir, şaşırabilir...
Beşerin yardıma ihtiyacı vardır.
En önemlisi Ocak, Ocaklılarındır!

Bu Ocagin basarısı da basarısızlıgı da bütün Ülkücüleri ilgilendirir. "Yönetim kurulunu sevmiyorum" diye Ocaga tavir alanlar, kendi samanlıgını atese veren *****lar gibidir.
Peki, yapılan her tenkit asılsızmıdır?
Hayır ama tenkit edenler daha iyisini ortaya koymadan, çözüm teklifi sunmadan bunu yapıyorlarsa, beğenmediklerinden daha aşagi duruma düşerler...

Öyle bir dönem yasiyoruz ki, birakin Ocak başkanlarimizi, "Ocak'ta bir sandalyede uyuyanin bile ayagini öpmek gerekir."
Başarmak için inançli olmak yetmez.Ínancin dinamosu mücadeledir, faal olmaktır.Kocaman bir jeneratörü incecik bir telin kopmasi durdurulabilir. O halde çene yarışını bırakıp, güçlerimizi birlestirelim. Kim, hangi alanda yetenikliyse meydana çıksın. Yani herkes pamuğunu döksün ortaya. Ocak yöneticilerimiz de gevezelerin laklaklarini dikkate almasın... Davanın muzaffer olmasi için programları olanlara imkan saglıyarak, kültür-sanat ve fikir adamlarımızı "değerlendirsin" ler.

Mahalle, ilçe il Ocak temsilcilikleri vatandaşın hayatında vazgeçilmez bir unsur haline gelsin..."Ocak çalışmıyor" diyenler, siz de kalemi alın elinize yazmaya başlayın... Yazamıyorsanız çıkın Ocak başkaninin huzuruna ve görüşlerinizi, tenkit ve tekliflerinizi sözle sunun. Onu da yapamıyorsanız SUSUN




İŞTE ORASI TÜRKÖZÜ OCAK
Geçmişinde utanmayan gelecegi ile gurur duyan yigit ülküceler
hepsine sevgi,ve muhabbetlerimle Başta BŞKAN Cengiz KOCAYA
NURULLAH ÖZDEMİR,ÜMİT ÇELİK,BARIŞ ŞAHİN,NECDET YILDIRIM,ENES KARAKÖSE AYTEKİN MURAT,VE YÖNETİME
ALLAHTAN RAHMETLE ANDIGIM RUHLARI SAD OLSUN.
FİKRİ ARIKAN ,ALİ YAŞAR, VE ŞEVKİ ÖCALAN
TÜRKÖZÜNÜN YİGİT ÜLKÜCÜLERİ ALLAH SİZLERDEN RAZI OLSUN
Evet gençler, içinde vatan ve millet sevgisi olan gençler, içinde Allah sevgisi olan gençler, başınızı doğrultun da bir bakın. Bırakın artık kötü yerlerde hayat geçirmeyi, bırakın...
Sevgili gençler, gelecek sizlerin geleceğiniz, sizinle, gelecekte size güveniyoruz.
Bu milletin geleceği sizlere bağlı. Sizin artık bundan sonra kendinize dönmeniz lazım. Çünkü Türk gençliği bugünkü durumdan derhal kurtulmalı. Titreyip, kendine dönmeli. Ataların sesine kulak verin.
Düşmanlarımızın en büyük amacı, Türk milletinin maneviyatını söküp atmak, düşmanlarımızın en büyük amacı, amaçları, Türk gençliği zevk sefa içinde, kahve köşelerinde eğlenirken bize en büyük darbeyi vurmaktır.
Ey her biri bayrak olan Türk gençleri! Siz ki, Müslüman Türksünüz. Siz ki Allah (c.c.)’ın Kuran-ı Kerim’de övdüğü Türk milletinin evlatlarısınız. Siz ki kırk kişiyle Çin Sarayı’nı basan, Kürşatların torunlarısınız. Siz ki genç yaşında İstanbul’u fetheden Fatih’in torunlarısınız. Size bunlar yakışmıyor. Bu Müslüman Türk gencinin kendisini kötü yollardan alıkoyması lazım. Çağımız bilgi çağı olduğu için, kendinizi yetiştirmelisiniz.
Evet çok sevgili gençler, artık Türk milletinin bu geri kalmışlık zincirini kırması lazım. Çare sizlersiniz. Ülkü sahibi gençler, bu geri kalmışlık zincirini kıracaktır.
Ülkücülüğümüz, Türk milletini en kısa zamanda, en üst seviyeye çıkarmak; mutlu müreffeh hale getirmek, bağımsız, hür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır.
Milliyetçi Türkiye için el ele olalım.
Allah’a emanet olun.


ErtugruL SERDAROGLU

TÜRK DÜNYASI

11/11/2008 ·

    

  

  

     
 


şölen gösterimiz

 

 

   Türk Dünyası'ndan gelen 600 Türk çocuğunun katılımıyla gerçekleşen çocuk şölenimizin konuk öğrencileri İstanbul Valimiz Sayın Muammer GÜLER tarafından 4 Haziran Pazartesi günü kabul edildi. Kabul töreninde Türklük, gurur ve şuurunu bir kez daha idrak ettiler.

13. TÜRK DÜNYASI ÇOCUK ŞÖLENİ ŞÖLEN GÖSTERİSİ




ATATÜRK

11/11/2008 ·






           
Atatürk Resimleri




              

Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise  Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

 Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

  • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
  • Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
  • I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
  • II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
  • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
  • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

 Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler:
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi:
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür.






 

Alparslan TÜRKEŞ

11/11/2008 ·


  



Alparslan Türkeş 1917 Lefkoşe'de doğdu, 4 Nisan 1997'de Ankara'da vefat etti. Türk asker ve siyaset adamı.

Ülkücülerin başbuğu olarak adlandırılan Türkeş, aynı dönem Türk siyaset yaşamını etkileyen liderlerden biriydi. Türkeş Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu'nu bitirdikten sonra 1944'te yüzbaşı rütbesindeyken "Turancılık" davasından yargılandı. Dava sonunda aldığı ceza 1 yıldan az olduğu için orduya tekrar dönebildi. 1948'de Harp Akademisi'ni bitirdi. 1959'da albaylığa yükseldi. 27 Mayıs 1960 harekatının bildirisini radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. Bu dönemde Milli Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 14 üye ile birlikte emekliye ayrıldı. Bir süre sonra Hindistan'a büyükelçi müşaviri olarak gönderilen Türkeş, 1963'te yurda dönerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girdi.

1965'te bu partinin başkanı oldu ve aynı yıl milletvekili seçildi. CKMP programını ünlü kitabı 9 Işık'taki görüşler doğrultusunda değiştirdi ve 1969'da partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yaptı. 1975'ten sonra koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunan Türkeş 12 Eylül darbesi'nden sonra 4,5 yıl tutuklu kaldı. 1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi'ne (MÇP) girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde RP ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş yeniden parlamentoya girdi. Ancak, daha sonra MHP adını alan partisi 1995 genel seçimlerinde Türkiye barajını aşamadığı için Türkeş de parlamento dışında kaldı.

Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da vefat etti.

 

Eserleri
Milli Doktirin 9 Işık; Alparslan TürkeşKamer Yayınları; İstanbul , 1997;
Dokuz Işık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
9 Işık; Hamle Yayınevi; İstanbul;
Dokuz Işık ve Türkiye;Hamle Yayınevi; İstanbul;
Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1995;
12 Eylül Adaleti (!) : Savunma; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1994;
1944 Milliyetçilik Olayı; Hamle Yayınevi;
Modern Türkiye ; İstanbul,
Milliyetçilik Olayları; Berikan Elektronik Basım Yayım;
27 Mayıs ve Gerçekler; Berikan Elektronik Basım Yayım;
27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler; İstanbul, 1996;
Ahlakçılık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan Çıkış Yolu; Kamer Yayınları;
Türk Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı-Günce-Mektup;
İstanbul, 1994; 
Bunalımdan Çıkış Yolu; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996;
Dış Meselemiz; Berikan Elektronik Basım Yayım;
İlimcilik; Berikan Elektronik Basım Yayım;
Kahramanlık Ruhu; İstanbul, 1996;
Temel Görüşler; Kamer Yayınları;
Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1994;
Türkiye'nin Meseleleri; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996;
Yeni Ufuklara Doğru; Kamer Yayınları;
Sistemler ve Öğretiler; İstanbul, 1995.


GeneL Başkan

11/11/2008 ·

 
  http://www.cevapver.de/portal.php?mode=news&start=10&sid=7f081399d8aa9fae50214fff10373a3ahttp://www.mhpmersin.org/haberoku.asp?id=78

DR. DEVLET BAHÇELİ

1948 yılında Osmaniye'de doğdu. Yörede Fettahoğulları olarak bilinen geniş bir Türkmen ailesine mensuptur. İlk öğrenimini Osmaniye'de, orta öğrenimini İstanbul'da tamamlayan Dr. BAHÇELİ, üniversite öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisinde yapmıştır.

 

Dr. BAHÇELİ, başlangıcından itibaren Ülkücü Hareket'in her kademesinde görevler üstlenerek Büyük Ülkü Davası'na hizmet etti. Dr. BAHÇELİ, 1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde öğrenci iken Ülkü Ocağı Kurucusu ve yöneticisi olarak görev aldı. 1970-1971 yıllarında Türkiye Milli Talebe Federasyonu Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Dr. Bahçeli, bir yandan aktif olarak Ülkücü Hareket'te yeralırken, diğer yandan da ilmi alandaki çalışmalarını devam ettirmiştir.

 

1972 yılından itibaren Ankara İktisadi ve Ticari İlimler akademisi ve bağlı Yüksek Okullarda İktisat Bölümü asistanı olarak görev almıştır. Dr. BAHÇELİ, yine 1970'li yıllarda Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği'nin (ÜMİD-BİR) kurucularından, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'nin (ÜNAY) kurucularından ve Genel Başkanlarındandır. İyi derecede İngilizce bilen Dr. Devlet BAHÇELİ, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde İktisat Doktorası yapmış ve aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Politikasında Ana Bilim Dalı'nda 1987 yılına kadar öğretim üyeliği görevini sürdürmüştür.

 

Dr. BAHÇELİ yine bu süre içerisinde Türk-İslam alemi, Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Türk Tarihi ve Dış Politika konularıyla ilgilenmiş ve bu alanlarda çalışmalar yapmıştır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra cezaevlerine doldurulan MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri ile mensuplarının haklı davalarının her platformda savunulmasında takdirle karşılanan çalışmalarda bulunmuştur.

 

Ülkücü kadroların yetişmesinde önemli görevler de üstlenen Dr. BAHÇELİ, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ tarafından göreve çağırılması üzerine 17 Nisan 1987 tarihinde üniversitesindeki öğretim üyeliği görevinden istifa etmiş, 19 Nisan 1987 tarihinde yapılan MÇP Büyük Kurultay'ında parti yönetimine seçilmiş ve Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir.

 

MÇP ve MHP'nin yönetim kadrolarındaki görevi, günümüze kadar kesintisiz olarak sürmüştür. Çeşitli zamanlarda Genel Sekreterlik, Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği, Merkez Karar Kurulu Üyeliği, Genel Başkan Baş-Danışmanlığı görevlerinde   bulunan   Dr. Devlet BAHÇELİ, 6 Temmuz 1997 tarihli 5'nci Olağanüstü Kongre sonrasında MHP Genel Başkanı görevini üstlenmiştir.

 

05 Kasım 2000 ve 12 Ekim 2003 tarihlerindeki MHP Olağan Kongreleri'nde tekrar Genel Başkan seçilmiştir.

Mamak Belediye Başkan Adayı Halil ÖZTÜRK

11/11/2008 ·

  



          Yerel seçimler yaklaşıyor. Türkiye genelinde siyasi partiler hummalı bir çalışma içine şimdiden girmiş bile. Siyasi Parti Genel Merkezleri, Kızılcahamamlarda, büyük toplantı salonlarında önümüzdeki yerel seçimlerde nasıl bir strateji izleyeceklerini, nasıl bir yol haritası çizeceklerini belirlemek için sıkı bir gayret sarfediyor.

Parti Genel Merkezleri bir taraftan, iller ise diğer bir taraftan aday belirleme çalışmalarını sürdürüyor.

2009’da yapılacak yerel seçimlerde partilerin genel merkezlerinin yanı sıra il teşkilatları da hummalı bir çalışma içine girmiş bulunuyor. Böyle bir dönemde Ankarada, aynı şekilde hummalı bir çalışma başlamış vaziyette. . Bu yönde gözler özellikle MHP’ye çevrilmiş
durumda. 
    http://www.yeniyildizgazetesi.com/habergoster.asp?id=270
                                          Mansur YAVAŞ
                                  Beypazarı Belediye Başkanı

             MHPde özellikle BüyükşehirBelediye Başkan adayı Beypazarı belediye başkanı olan Mansur YAVAŞ,ı Büyükşehir Belediye Başkanlığı adayı göstermesi . Üstelik Ankara,lı olması verilen bir mesadır. Mansur başkanı isterseniz tanıyalım.
Mansur Yavaş, 1955 yılında dünyaya gelmiştir. İlk, orta, lise öğrenimini Beypazarı'nda yaptıktan sonra 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanarak öğrenimine devam etmiştir.
1983 yılında Fakülte'den mezun olan Mansur Yavaş, askeri savcı olarak tamamladığı askerlik sonrası Beypazarı'nda 13 yıl süresince serbest avukatlık yapmıştır. Siyasete olan ilgisi gençlik yıllarında başlayan Yavaş, 1989-1994 yıllarında Belediye Meclis üyeliği, 1994 yılında Belediye Başkan adayı olmuştur.
18 Nisan 1999 seçimlerinde %51 oy oranıyla 8 bin 500 oy alarak Belediye Başkanı olan Mansur Yavaş, beş yıl içerisinde yaptığı çalışmalarla Beypazarı'nı, Türkiye'nin en güzel on güzel ilçesinden biri yapmayı başarmıştır. Tarihi Beypazarı konaklarının restorasyonu ve binlerce yıllık Beypazarı tarihini koruma çalışmalarıyla ‘2001 Yılının En İyi Yerel Yöneticisi', Türk Dil Kurumu tarafından anadilimiz Türkçe'nin korunması nedeniyle verilen onur ödülü, Doğa savaşçıları'nın ‘Çevre Ödülü', 24 Eylül 2004 tarihinde TÜSİAV tarafından "Yılın Belediye Başkanı" seçilmiştir.
18 Nisan 2004 yılında %55 oy oranı ve 11 bin oy alarak yeniden Belediye Başkanı seçilen Mansur Yavaş, Beypazarı için çalışmalarına devam etmektedir.
ALLAH nasip ederse 2009 yerel seçimlerinde biz ANKARA,lılara ANKARA,lı Olan bir büyükşehir belediye başkanı gelecek
   
                                 Avukat Halil ÖZTÜRK
                            Mamak Belediye Başkan Adayı


             MHP MAMAK Adayı Halil ÖZTÜRK,ten Yana genelikle çorum,çankırı, kırıkale,yozgatlıların oturdugu mamakta Halil ÖZTÜRK bölgede tanınan ve sevilen birisi kendisini genç bir Avukat,tır kendisini tanıma fırsatını buldum. şehit ailesiyim kendiside şehit aillesidir.Öztürkle sohbetimiz esnasında projelerini sordum karalı ve kendinden emin sözler beni etkiledi. ne idi anlattıkları,ve hedefleri.
Öncelikli hedefimiz Mamak’ta istihdamı artırıcı faaliyetlerde bulunmaktır. Bu çerçevede istihdamı artırıcı önlemler alarak sanayi ve ticaretin bölgeye gelmesi için çaba sarf edeceğim. Mamaklının işsizlik ve ulaşım sorununun önüne geçeceğiz. Mamak’ta biz adayız derken bir karalama kampanyası içerisine girmeyeceğiz. Ortaya bir hedef, vizyon koyacağız. Biz değil projelerimiz konuşacak. Liyakati ve adaleti esas alan hakkı güçlüye değil de halka teslim edecek bir yönetim anlayışıyla belediyeye talibiz. Mamak’ın çehresini değiştirecek şeyler yapacağız,sosyal tesisler inşa edeceğiz. Mamak’ta ki güvenlik probleminin çözülmesi için emniyet birimleri ile işbirliği içerisinde olacağız. Mamaklıyı hak ettiği kent yaşamına kavuşturacağız. Yıllardır belediyecilik üzerine çalışmalarım var. Aday adayı olmama rağmen şehir planlamacı, harita plancısı ve çevre düzenleme uzmanlarından oluşan bir ekiple bölgede eksik noktaları tespit edip sorunları birebir yerinde inceliyoruz. Belediye başkanı olduğumda ürettiğimiz bu projeleri sahaya uygulayıp Mamak’ta gereken değişimi başlatacağım. 

           Halil Öztürk:“Kentsel Dönüşüm Projesiyle Mamaklılar mağdur edilmiştir”
Kentsel Dönüşüm projesiyle ilgili olarak eksikliklerin olduğunu belirten Halil Öztürk konuyla ilgili olarak şunlarıda ekledi.
Kentsel Dönüşüm Projesinde 50.000 konut yapılacağının söylendiği halde halka söylenmeyen şeylerin olduğunu belirtti. Öztürk;ben Allah nasip ederse belediye başkanı seçildiğim taktirde bu projeyi iptal edip vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi için elimden geleni yapacağım” dedi. Bu proje çerçevesinde yapılacak olan 50.000 konutun 24.000 tanesinin müteahhide, 15.000 tanesinin arsa sahibine ve geriye kalan 11.000 tanesinin de belediyeye kalacağını belirten Öztürk; “vatandaş elindeki imkanları zorlayarak 300-500 metre arsa satın almış ve vatandaşın yıllardır çalışıp elde ettiği mal elinden alınmıştır. Bunun neresi vatandaşa kalacak bu işin sorumluları buna açıklık getirmelidir” dedi. Ayrıca projenin uygulama zamanıyla ilgili sıkıntılarında olduğunu belirten Öztürk; halk belediyeyle sözleşme yapmaya zorlanmakta, ya arsanızı verirsiniz ya da ya da istimlak ederiz diye ikna edilmeye çalışılmaktadır. Vatandaşa ödenecek olan kamulaştırma bedelinin nasıl ve ne şekilde ödeneceği de belli değildir. Vatandaşa evi kendi oturduğu yerden değil başka bir yerden verilecektir. Oysaki 400 metre arsası olan hak sahibine müteahhit en az üç daire verirken kentsel dönüşüm projesi kapsamında vatandaşa bir daire verilmekte ve hak sahibi mağdur edilmektedir. Ayrıca vatandaşa verilecek konut 80 ve 100 metrekarelik konutlardır. Oysa belediye ve müteahhide verilecek 11.000 konutta metrekare sınırlaması konulmamıştır. 100 metrekareden küçük imar parseli olan vatandaş hiçbir daire alamayacak buda 5900 aileyi kapsamaktadır. Bu insanlar hiçbir daire alamadan yerlerinden olacaklardır. Bu projenin başlama ve bitiş süresi 20-25 yıl olmasına rağmen bu süre zarfında vatandaşların nerede oturacağı konusu da belirsizlik arz etmektedir. Mamak’ta kentsel değil rantsal dönüşüm sağlanmaktadır. ” açıklamasında bulundu.

            Neden Mamak’tan aday adayı oldu.?
Neden Mamak’tan aday adayı olduğunu Halil Öztürk şöyle açıkladı. “Ben icraatı seven bir insanım. İcraat yapmaya en müsait ve en geniş sahalar Mamak’ta mevcut. Ve burada sosyal ve kültürel anlamda pek çok eksiklikler var. Geçmişte yerel yönetimler Mamak’a gerekli önemi vermemişlerdir. “Mamak ve Mamaklı hak ettiği değer ve öneme sahip olamamıştır. Mamak büyük değişimi yaşamak için bizimle harekete geçecek. Bende bu hizmeti ortaya koymak için, Mamak’ı hak ettiği değere kavuşturmak için buradan aday adaylığımı açıkladım. Yapamayacağım hiçbir şeyin sözünü vermiyorum. Mamak ve Mamaklıyı kucaklayacak bir anlayışla güzel çalışmalar yapacağıma inanıyorum”diye konuştu.
.Bizler ülkücülerin samiyetlerini bilen ve güvenen mamaklılar olarak ankaraya ankaralı olan sorunlarını bilen belediye başkanları istiyoruz.
bizler Ankaralı olmayan belediye başkanlarını bundan önce çok gördük ne yaptılar sorarım.
büyükşehirde Mansur Yavaş dedigimiz gibi isabetli bir karar gelelim mamak ilçesine 45 yıldır mamakta oturuyorum.sonuç kocaman bir sıfır yapılan hiç bir şey yok Halkımızı senelerce yalan sözlerle kumpas kurup kandırdılar. büyükşehirde melih gökçek.ilçe belediyelerde MHP ,diye bu sefer halkımız kanmıyor çünkü Ankarada ve ilçe belediyelerde icraatları belli bu sefer seçimlerden önce yaptıkları kömür yardımlarıda kurtaramıyacak.
Ankaraya üç hilalli bayraklarını ülkücüler dikecekler...
ErtugruL SERDAROGLU